“Doğu Akdeniz’deki Hidro Karbon Kaynaklarına ilişkin Hukuki Sorunlar” Paneli yapıldı.


Kıbrıs Türk Barolar Birliği ile Ankara Barosu, bugün Acapulco Resort Otel’de “Doğu Akdeniz’deki Hidro Karbon Kaynaklarına İlişkin Hukuki Sorunlar” başlıklı panel düzenledi.

Panelin açılış konuşmalarını Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ile Ankara Barosu Enerji ve Ankara Barosu KKTC ile İlişkileri Geliştirme ve Dayanışma Kurullarından Sorumlu Koordinatör Yönetim Kurulu üyesi Zafer Doğan Bilgin yaptı.

Moderatörlüğünü Ankara Barosu Enerji Kurulu Başkanı T. Nihat Cuhruk’un yaptığı panelde, Ankara Barosu avukatları Fikret Hakgüden ile Gözde Kılıç Yaşin ve Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Araştırma Görevlisi Erdi Şafak sunum gerçekleştirdi.

BİLGİN

Ankara Barosu Enerji Kurulu ve Ankara Barosu KKTC ile İlişkileri Geliştirme ve Dayanışma Kurullarından Sorumlu Koordinatör Yönetim Kurulu üyesi Zafer Doğan Bilgin, Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon rezervlerinin bölgesel dinamikleri hareketlendirdiğini ve bölgedeki güç dengelerini etkileyerek yeni bir şekillenmeye yol açtığını söyledi.
Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarına kimin ulaşacağı ve kimin bu pastadan büyük payı alacağı konularında rekabetin başladığını dile getiren Bilgin, bu konuda iki ana sorun yaşandığını belirtti.

 

Bilgin sorunlarla ilgili şunları söyledi:

“Birincisi Doğu Akdeniz kıyı devletlerinin mühasır ekonomik bölgelerinin keza kıta sahanlıklarının çakışması ve tüm tarafların uzlaşabileceği anlaşmanın olmaması. İkincisi ise Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kıbrıs adasının tamamının sahibi, tamamında egemenmiş gibi davranması ve Kıbrıslı Türklerin yapılan anlaşmalar, dağıtılan ruhsatlar üzerindeki söz hakkını yok sayması, son dönem açıklamalarından anlaşıldığı üzere de egemenliği ve refahı Türklerle paylaşmak istememesidir”
Uluslararası anlaşmayla kurulan, Anayasası uluslararası bir anlaşmayla oluşturulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki ortaklı bir devlet  olduğunu söyleyen Bilgin, Kıbrıslı Türklerin etkin temsiliyeti, yönetime etkin katılımı ve siyasal eşitliğinin kayıt altına alındığını belirtti.

Bilgin, 1963’te  Anayasa’daki bu hükümleri değiştirmek amacıyla başlayan olaylar ve katliamların sonucunda Türklerin devletten uzaklaştırıldığını ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlık sebebi olan uluslararası anlaşmanın varlığını koruduğunu kaydetti.

“Bu konu hidrokarbon meselesindeki hukuka aykırılığın ilk boyutudur. Türkiye’nin kıta sahanlığı üzerinde Münhasır Ekonomik bölge ilanlarının ikili anlaşmalara dayanılarak yapılması ise ikinci boyutudur” diyen Bilgin, iki sorunun da Türkiye ve KKTC’yi ilgilendirdiğini ancak iki ülkenin kabul etmediği oldu-bitti hareketlerinin, hem bölge ülkelerini hem de ABD, İngiltere, İsrail gibi ülkeleri de ilgilendirdiğini söyledi.

Türkiye’nin sondaj faaliyetinin son derece yerinde bir hareket olduğunu dile getiren Bilgin, “Hukuken kendine ait bir bölgede hukuken hakkı olan sondajı yapmakta ve uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalara set çekmektedir. Uzlaşı sağlanamamış ama ilgili her kesimin uzlaşısına ihtiyaç duyan meseleler çatışma doğurur. Bunun önüne geçecek olan da bu hussuslara dönük düzenleme getiren hukuka dönülmesidir” dedi.

Bilgin, panelde bu konulara değinileceğini söyleyerek, katkı koyan herkese teşekkür etti.

ESENDAĞLI

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, panelde Doğu Akdeniz’deki hidro karbon yataklarının statüsünün hukuki bakış açısıyla irdeleneceğini söyledi.

Doğal zenginlikler ve kaynakların paylaşımının insanlık için hala bir savaş sebebi olabilmesinin üzücü olduğunu, bu anlamda ilk çağlardan bugüne pek fazla bir gelişme kaydedilemediğini belirtti.

Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Türk hukukçular olarak ülkenin etrafındaki doğal kaynakların bir çatışma, savaş veya tehdit unsuru olarak değerlendirilmesini benimsemediklerini, buna karşı olduklarını söyleyen Esendağlı, “Hiçbir ekonomik zenginliğin barış ortamından daha değerli olamayacağı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

Esendağlı, panelin önemli bir sorun olmaya doğru giden bu konuda sağduyulu, adil, uluslararası hukuk çerçevesinde geliştirilecek bakış açılarını destekleme noktasında bir katkı sağlaması temennisinde bulundu.

“Kimsenin Kıbrıslılar, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki bu durumu bir çatışmaya döndürebilecek bir siyasi oyun gibi görmemesi gerekir. Bu hussusta Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve kuruluş anlaşmaları, uluslararası hukuk kuralları söz konusudur. Herkesin, tüm toplumların, bölge devletlerinin hakkı ve hukuku bu çerçevede çizilmiştir, bellidir. Bize, hukukçulara düşen görev bu çerçeveyi ortaya çıkarıp, bu yetkileri  kullanan uluslararası aktörlere, siyasilere, yöneticilere bu çerçeveyi göstermektir” diyen Esendağlı, panelin bu amaca hizmet etmesi temennisinde bulundu.

Esendağlı, katkı koyan ve katılan herkese teşekkür etti.