KIBRIS TÜRK BAROLAR BİRLİĞİ HAYVAN HAKLARI KOMİTESİ 4 EKİM HAYVANLARI KORUMA GÜNÜNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI


KIBRIS TÜRK BAROLAR BİRLİĞİ HAYVAN HAKLARI KOMİTESİ

4 EKİM  HAYVANLARI KORUMA GÜNÜNE İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

 

                     Ülkemizde hayvanlara yönelik giderek artan şiddet, yasal sıkıntılar ve farkındalığın yeterli seviyede olmaması, Kıbrıs Türk Barolar Birliği bünyesinde Hayvan Hakları Komitesini kurma zaruretini ortaya koymuştur. Öncelikle şunu söylemek isteriz ki; yeterli kıymetin verilmediği hayvan haklarının; geliştirilmesi ve özellikle yasal düzenlemelerde gerekli değişikliklerin yapılması için öncü olmak ve konuya dikkat çekmek amacındayız.

                  Bilindiği üzere yaklaşık 100 yıl önce özellikle nesli tükenmekte olan hayvan türlerine dikkat çekmek, hayvanların doğanın ve insan hayatının bir parçası olduğu gerçeği ışığında, “4 Ekim”  Hayvanları Koruma Günü olarak ilan edilmiştir.

                 Yine 1978 yılında Evrensel Hayvan Refahı Bildirgesi; tüm hayvanların yaşam önünde eşit olduklarını, insanların da hayvanlara saygı göstermek durumunda olduğunu vurgulayan oldukça tatminkar bir içerikle yayınlanmış ve ülkemiz de 2019 yılında bu bildirgeyi kabul edip benimsemiştir.

                  Hal böyle olmasına ve aradan geçen onlarca yıla rağmen bugün halen daha ülkemizde hayvan refahının oluştuğunu, haklarının korunduğunu söylemek mümkün değildir. İnsanlar karşısında zayıf olan ve hayatımızın her noktasında bulunan hayvanların temel haklarının korunmasına yönelik düzenlemelerin  gerek mevzuatta gerekse uygulamadaki eksikliği ve yetersizliği göz ardı edilemeyecek seviyededir.      

                  Özellikle son zamanlarda daha çok görünür hale gelen hayvanlara yönelik şiddetin gücünü, izah ettiğimiz mevzuat ve uygulama yetersizliğinden aldığı kuşkusuzdur.

                   Yakılarak, dövülerek, vurularak, trafikte ezilerek, zehirlenerek öldürülmüş, tecavüze ve çeşitli yollarla istismara uğramış, terk edilmiş hayvanların haberlerini görüp, duyup, okumadığımız neredeyse tek bir gün bile yoktur. İtiraf etmek gerekir ki toplum olarak geldiğimiz nokta her geçen gün bizi biraz daha umutsuzluğa itmektedir. 

                    Suçları önlemenin çeşitli yolları vardır. Bunun başında elbette ki eğitim yer almaktadır. Komite olarak öncelikli beklentimiz; hayvan hakları konusunun eğitim müfredatında yer almasıdır. Bu anlamda her türlü çalışmaya ve desteğe hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz. Bu eğitim sadece okullar ile de sınırlı kalmamalı, alandaki tüm paydaşlar, tüm yetkililer bu meseleye daha vakıf olmalıdır.  Çünkü ülkemizde bir yetki karmaşası da olduğu aşikardır.

                  Cezalandırmak ise,  suçları önlemenin bir başka yoludur. Özellikle Fasıl 154 Ceza yasasında hayvanlara zarar “mala karşı suçlar” kapsamında yer almaktadır ve bu algının değişmesi elzemdir.  Unutulmamalıdır ki, şiddet eğilimi en zayıfa uygulanarak başlar ve bu eğilimin giderek büyümesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda, hayvanlara karşı işlenen suçların içeriğinin genişletilmesi ve cezalarının arttırılması gerekmektedir.

                   Suçları önlemenin diğer bir yolu ise denetimdir. Nitekim ülkemizde, Hayvan Refahı Yasası yürürlüğe girmiştir. Ancak maalesef yasa altında düzenlenmesi gereken Tüzükler henüz düzenlenmemiş olup, bu eksiklik yasanın uygulanabilirliğini engellemektedir. Biz yine Hayvan Hakları Komitesi olarak bu alanda çalışmaya başladığımızı ve ilgililere gerekli sunumları kısa zamanda yapacağımızı duyurmak isteriz.

                Denetim, kayıt zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir, kayıt altına almak sokaktaki hayvan nüfusunu da denetlemek ve azalmasına vesile olabilmek için önemli bir etmendir. Bu görevin yükümlülüğü yasada Veteriner Dairesi ve Belediyelere yüklenmektedir.  Kayıt, ayni zamanda ülkemize yurt dışından ithal edilen hayvanları denetlemek için de önemlidir, ki bu denetimsizlik toplum üzerinde mutlak bir rahatlığa neden olmaktadır.

                Bir diğer önemli sorunumuz ise barınaklardır. Maalesef gözlemlediğimiz kadarı ile birçok belediyenin barınağı olmadığı gibi, barınağı olan belediyeler de yeterli sayıda hayvana bakamaz veya barındıramaz durumdadır. Yasalarımız belediyelere özellikle sahipsiz köpeklerle ilgili görevler yüklemiştir ki, bunun en önemlisi belediyenin sahipsiz bir hayvanı bulunduğu yerden alma ve barındırma görevi ve yükümlülüğüdür. Keza belediyelerin, sokaktan sahiplenilen hayvan için vatandaşa destek ödevi de mevcuttur. Kayıt ve denetimin arzu edilen hale gelmesi, toplumun hayvan sahiplenme konusunda bilinçlenmesi, ülkemizdeki denetimsiz hayvan üretimi gibi sorunlar kontrol altına alınana değin, Belediyelere ciddi görevler düşmektedir. Dolayısı ile tüm belediyelere de yeniden ve ivedilikle, özellikle sahipsiz köpeklere sahip çıkmaları, onları barındırmaları gerektiğini bir an önce bu yöndeki eksikliklerini tamamlamaları gerektiğini hatırlatmayı borç biliriz.

              Denetim ve kayıt elbette sadece hayvanlar için olmamalıdır. Gün geçmiyor ki ülkemizde gönüllü bir şekilde hayvan hakları için uğraşan derneklerden zehirleme uyarısı yapılmasın. Bu bağlamda, ülkemizdeki hayvan zehirlemelerinin büyük kısmının zirai ilaçlarla ve özellikle lannate olarak bilinen ilaçla yapıldığı bilinmektedir. Mevzuat incelendiğinde zehir satışı için kayıt zorunluluğunun olduğu görülmektedir. Bu zehirlerin ya da ilaçların kaydının daha detaylı bir şekilde tutulması ve bunun ilgili daire ve bakanlık tarafından sıkı denetime tabii tutulması, yasaklı ilaçların ülkeye girişinin engellenmesi zehirleme konusundaki denetimi de kolaylaştıracak ve sorumlular ceza alabilecektir. Gerekli denetimlerin yapılmaması halinde zehirlemeler maalesef devam edecektir.

                  Hayvana şiddet ve istismar olayları ile ilgili de etkin soruşturma yapılması ve bunun yasalarla da desteklenmesi icap etmektedir.  Bir köpeği veya evcil hayvanı terk etmenin suç olduğunu da bu vesile ile hatırlatmakta fayda vardır. Toplumun bu konuda rahat davranabilmesinin etken sebeplerine bakıldığında yine suç-ceza dengesi ve denetim konusundaki eksiklikler öne çıkacaktır. Bunların önüne geçebilmek için cezai yaptırım mekanizmasının da işlemesi gerekmekte olup, bu konuda ve hayvanlara şiddet konusunda polise de büyük bir görev düşmektedir.

               Biz Baro olarak bu konuda üzerimize düşen ödevi yerine getirmek için çalışmalara başladık. Bu konuda yasama ve idarenin işbirliği içinde olacağına inancımızı da belirtmek isteriz.

 

4/10/2023

 

KIBRIS TÜRK BAROLAR BİRLİĞİ

HAYVAN HAKLARI KOMİTESİ